Wooloot

C1 seviyesi İngilizce kelimeler

İleri seviye: akademik metinlerde ve iş hayatında geçen kelimeler. 629 kelime; Türkçe anlamı, okunuşu ve örnek cümlesiyle. Kelimeye dokun, ayrıntısını gör.

KelimeTürkçe anlamıOkunuşuTürü
investoryatırımcı/ɪnˈvɛstɚ/isim
ironyironi; kaderin cilvesi/ˈaɪrəni/isim
iterateyinelemek, tekrar tekrar geliştirmek/ˈɪtəˌreɪt/fiil
jargonmeslek dili, jargon/ˈdʒɑːrɡən/isim
journal yanlış arkadaşbilimsel dergi; günlük/ˈdʒɝːnəl/isim
jurisdictionyetki alanı, yargı yetkisi/ˌdʒʊrɪsˈdɪkʃən/isim
juryjüri/ˈdʒʊri/isim
justifyhaklı çıkarmak, gerekçelendirmek/ˈdʒʌstɪfaɪ/fiil
landlordev sahibi (kiraya veren)/ˈlændlɔːrd/isim
lawsuitdava/ˈlɔːsuːt/isim
leadershipliderlik, önderlik/ˈliːdɚʃɪp/isim
leaksızdırmak, akıtmak; sızıntı/liːk/fiil, isim
leasekira sözleşmesi; kiralamak/liːs/isim, fiil
legendefsane, söylence/ˈlɛdʒənd/isim
legislationmevzuat, yasa/ˌlɛdʒɪˈsleɪʃən/isim
leverageavantaja çevirmek, kaldıraç olarak kullanmak; koz/ˈlɛvərɪdʒ/fiil, isim
liabilityyükümlülük, borç; sorumluluk/ˌlaɪəˈbɪləti/isim
liable(yasal olarak) sorumlu/ˈlaɪəbəl/sıfat
lightweighthafif/ˈlaɪtˌweɪt/sıfat
likelihoodolasılık, ihtimal/ˈlaɪkliˌhʊd/isim
literalgerçek (sözcük) anlamında, harfi harfine/ˈlɪtərəl/sıfat
locally sourcedyerel olarak temin edilmiş/ˌloʊkəli ˈsɔːrst/sıfat
logicmantık/ˈlɑːdʒɪk/isim
logisticslojistik/loʊˈdʒɪstɪks/isim
loopholeaçık kapı/ˈluːphoʊl/isim
maintenancebakım/ˈmeɪntənəns/isim
majorityçoğunluk/məˈdʒɔːrəti/isim
malfunctionarıza; arızalanmak/ˌmælˈfʌŋkʃən/isim, fiil
malignantkötü huylu/məˈlɪɡnənt/sıfat
mandatoryzorunlu/ˈmændəˌtɔri/sıfat
manipulatemanipüle etmek, yönlendirmek/məˈnɪpjəleɪt/fiil
manuscriptel yazması; yayımlanmamış metin/ˈmænjəskrɪpt/isim
marginalizedötekileştirilmiş, dışlanmış/ˈmɑːrdʒɪnəˌlaɪzd/sıfat
marinatemarine etmek, terbiye etmek/ˈmærəˌneɪt/fiil
market sharepazar payı/ˈmɑːrkɪt ʃɛr/isim
masterpiecebaşyapıt, şaheser/ˈmæstɚpiːs/isim
masteryustalık, hâkimiyet/ˈmæstəri/isim
meaningfulanlamlı/ˈmiːnɪŋfəl/sıfat
mediatearabuluculuk yapmak/ˈmiːdieɪt/fiil
memoiranı (kitabı), hatırat/ˈmɛmwɑːr/isim
mentorakıl hocası, mentor; rehberlik etmek/ˈmɛntɔːr/isim, fiil
mergerbirleşme/ˈmɝːdʒɚ/isim
metaphormecaz, metafor/ˈmɛtəfɔːr/isim
methodologyyöntem bilim, metodoloji/ˌmɛθəˈdɑːlədʒi/isim
micromanageher ayrıntıya karışmak/ˌmaɪkroʊˈmænɪdʒ/fiil
migrationgöç/maɪˈɡreɪʃən/isim
minglekaynaşmak, insanlarla sohbet etmek/ˈmɪŋɡəl/fiil
minorityazınlık/maɪˈnɔːrəti/isim
misconceptionyanlış kanı/ˌmɪskənˈsɛpʃən/isim
misleadingyanıltıcı/ˌmɪsˈliːdɪŋ/sıfat
mitigatehafifletmek, azaltmak/ˈmɪtɪɡeɪt/fiil
moderationölçülülük, ılımlılık/ˌmɑːdəˈreɪʃən/isim
monetaryparasal/ˈmɑːnətɛri/sıfat
monopolytekel/məˈnɑːpəli/isim
moralahlaki; ders/ˈmɔːrəl/sıfat, isim
moralemoral, motivasyon (grup)/məˈræl/isim
mosaicmozaik/moʊˈzeɪɪk/isim
mother tongueana dil/ˌmʌðɚ ˈtʌŋ/isim
motifmotif, tekrar eden öğe/moʊˈtiːf/isim
movementakım, hareket/ˈmuːvmənt/isim
mythmit, efsane; yanlış inanış/mɪθ/isim
mythicalmitolojik, efsanevi; hayalî/ˈmɪθɪkəl/sıfat
narrativeanlatı; anlatısal/ˈnærətɪv/isim, sıfat
natural gasdoğalgaz/ˌnætʃərəl ˈɡæs/isim
net zeronet sıfır/ˌnɛt ˈzɪroʊ/isim
nicheniş, özel pazar alanı/nɪtʃ/isim
notionfikir, düşünce, kavram/ˈnoʊʃən/isim
nuancenüans, ince fark/ˈnuːɑːns/isim
nuancedincelikli, nüanslı/ˈnuːɑːnst/sıfat
nuclear powernükleer enerji/ˌnuːkliɚ ˈpaʊɚ/isim
nuisancebaş belası, rahatsızlık/ˈnuːsəns/isim
numeracysayısal beceri, temel matematik becerisi/ˈnuːmərəsi/isim
nurturebeslemek, yetiştirmek, geliştirmek/ˈnɝːtʃɚ/fiil
nutritiousbesleyici/nuˈtrɪʃəs/sıfat
obligationyükümlülük, zorunluluk/ˌɑblɪˈɡeɪʃən/isim
obsoletemodası geçmiş, kullanım dışı/ˌɑːbsəˈliːt/sıfat
offsetdengelemek, telafi etmek/ˌɔːfˈsɛt/fiil
ointmentmerhem/ˈɔɪntmənt/isim
omenalamet, kehanet işareti/ˈoʊmən/isim
oppositionmuhalefet; karşı çıkma/ˌɑːpəˈzɪʃən/isim
oppressionbaskı, zulüm/əˈprɛʃən/isim
optimizeen iyi hâle getirmek, optimize etmek/ˈɑːptəˌmaɪz/fiil
oraclekâhin; bilge, otorite/ˈɔːrəkəl/isim
oral traditionsözlü gelenek/ˌɔːrəl trəˈdɪʃən/isim
oratoryhitabet, güzel konuşma sanatı/ˈɔːrətɔːri/isim
outagekesinti/ˈaʊtɪdʒ/isim
outletyayın organı; çıkış yolu, boşaltma aracı/ˈaʊtlet/isim
outlookgörünüm, beklenti; bakış açısı/ˈaʊtlʊk/isim
outpatientayakta tedavi gören hasta; ayakta/ˈaʊtpeɪʃənt/isim, sıfat
outrageöfke, infial; çok öfkelendirmek/ˈaʊtreɪdʒ/isim, fiil
outsourcedış kaynağa yaptırmak/ˈaʊtsɔːrs/fiil
ovationalkış tufanı/oʊˈveɪʃən/isim
over-the-counterreçetesiz (satılan)/ˌoʊvər ðə ˈkaʊntər/sıfat
overseedenetlemek, gözetmek/ˌoʊvɚˈsiː/fiil
oversightdenetim, gözetim; gözden kaçan hata/ˈoʊvɚsaɪt/isim
oversimplifyaşırı basitleştirmek/ˌoʊvɚˈsɪmpləˌfaɪ/fiil
overturn(kararı) bozmak, iptal etmek/ˌoʊvərˈtɝn/fiil
overwhelmingbunaltıcı, ezici/ˌoʊvərˈwelmɪŋ/sıfat
painkillerağrı kesici/ˈpeɪnkɪlɚ/isim
palatedamak zevki; damak/ˈpælət/isim

C1 kelimelerini ezberleme, öğren.

Seviye testiyle doğru yerden başla; Wooloot her kelimeyi unutmak üzereyken tekrar ettirir.